Bel ağrısı kişilerde ya ilk defa ortaya çıkan bir ağrıdır ya da daha önce geçirmiş olduğu ağrıların yeniden tekrarlamasıdır. Kuşkusuz akut ağrı ortaya çıktığında ilk amaç şiddetli ağrının bir an önce durdurulmasıdır.
Sonraki tedavinin hedefi; kalan ağrının giderilmesi, yeterli omurga hareketliliğinin sağlanması ve mevcut fonksiyonel bozukluğun minimale indirilmesidir. Bu gibi durumlarda hekimlerin temel prensibi; akut ağrı ataklarının engellenmesi ve bu ağrıların kronik bel ağrısına dönüşümünün önlenmesi olmalıdır.
Bel Ağrısı Tedavisi Öncesi Tanı Koyma
Bel ağrılarının tanısında ilk basamak, hastaya vakit ayırmak ve ağrısının geçmişini ve bugününü sorgulamaktır. İyi bir sorgulama tanının neredeyse yarısıdır. Daha sonra ayrıntılı olarak muayenesi yapılan hastanın konumuna göre çeşitli incelemelere başvurulabilir.
Bel Ağrısında Tanı Yöntemleri: Basit röntgen grafileriyle bel omurlarındaki her türlü yıpranmalar, şekil değişiklikleri, omurlar arasındaki faset eklemlerindeki bozukluklar, bel kemiğindeki eğrilikler, doğumsal omurga değişiklikleri rahatça izlenebilir. Ancak tüm bel ağrılarında bu röntgen filmleriyle tanı koymak mümkün değildir.
Özellikle omurgalar arası disklere ait sorunların görüntülemesinde normal grafiler yeterli olmaz. Buna ait bir şüphe varsa tanı için tomografi veya emar (MR) gibi gelişmiş görüntüleme yöntemlerine başvurmak gerekir.
Fakat her zaman bu yöntemler tanıyı desteklemeyebilir. Örneğin hiçbir şikayeti olmayan genç kadınların MR ın da %10 oranında bel fıtığı %45′ inde ise yanlışlıkla fıtık başlangıcı olarak isimlendirilen disklerin dışarı doğru taşması (bulging) görüldüğü bilinmelidir. Hiçbir yakınması olmayan 60 yaşın üstündeki kişilerde yapılan bir başka çalışmada emar grafilerinde %57 oranında bozulmalar olduğu ispatlanmıştır.
O halde sadece MR bulgularına dayanılarak konulan tanılar yanlış veya abartılmış olabilir. Bazen bel ağrılarında laboratuvar analizleri veya EMG gibi tanı yöntemlerine de baş vurulabilir. Muayene bulguları ve sorgulamasından elde edilen bilgilerin MR veya diğer bulgularla paralel olması doğru tanı için şarttır.
Bel Ağrısında Fizik Tedavi
Bel ağrısı çeken hastaların bir kısmı ilaç ve istirahat uygulaması ile düzelmezler. Bu durumda fizik tedavi tercih edilebilir.
Fizik tedavi uygulamalarında ilk tercih ağrı kesici nitelikte elektrik akımlarıdır. Bunun dışındaki tedavi seçenekleri yüzeyel veya derin ısıtıcı yöntemler olabilir. Akut bel ağrılarında belin çeşitli cihazlar yardımıyla çekilmesi (traksiyon) önemli yararlar sağlar.
Traksiyon disk içi basıncı düşürür ve omurgalar arası mesafeyi, sinir aralıklarını, faset eklemlerini ve omurilik kanalını genişletir. Omurganın hareketsiz kalmasını ve böylece iyileşmesini sağlar.
Traksiyon sırasında bel adalelerinde bir gerginlik ortaya çıkar. Çekimin devamıyla beraber bu gergin adaleler yorulmaya başlar. Yorulan adalede gerginlik azalmaya başlar ve ağrıya neden olan kas spazmı da böylece çözülmüş olur.
Traksiyon tedavisi ya devamlı ya da kesikli şekilde yapılır. Omurgada çekip bırakma şeklinde kesikli olarak traksiyon uygulanması omurgalar arasında bulunan disklerin kanlanmasını artırır. Bu da diskin kendi kendini tamir etme kapasitesini aktive eder.
Bel Ağrısında İstirahat Tedavisi
Akut veya kronik bel ağrısının şiddetlendiği dönemlerde yatak istirahatı ilk etapta yapılması gereken bir uygulamadır. Bu sırada kişinin doğru pozisyonunu korumak ilk prensiptir.
İstirahat sırasında; yan veya sırt üstü dizler bükük yatmak en iyi pozisyon olabilir. Zira sırt üstü pozisyonda omurgalar arasındaki diskin içindeki basınç oturma ve yatma pozisyonlarından daha düşüktür.
Yatak istirahat süresi 2-10 gün olup, ortalama 7. günden itibaren yavaş yavaş hareketlenmek gerekmektedir. 4 gün geçtikten sonra her 3 saatte bir 20 dakika yürüme yapılmalıdır.
Akut ağrı krizlerinin tekrarında, daha uzun yatak istirahatı gerekebilir. Uzun süreli yatılması halinde diskin beslenmesi bozulur. Kas kuvveti ve kemik minerallerinde azalma olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle hekimler hastalarını ilk fırsatta istirahat konumundan aktif konuma getirmek zorundadırlar.
Bel Ağrısında İlaç Tedavisi
Akut bel ağrıları tedavisinde her zaman ilk tercih ilaç kullanılmasıdır.
Ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar bel ağrıları tedavisinde önemli yararlar sağlar. Standart ağrı kesiciler yetersiz olduğu vakalarda enflamasyon giderici bir anlamda lokal dokularda ödem çözücü ilaçlar gündeme gelir. Kuşkusuz bu tip ilaçların yan tesirlerini gözardı edemeyiz.
Mide ve barsak ülserlerini artırma, kalp hastalıklarını tetikleme, kanama pıhtılaşma ilaçlarıyla beraber kullanıldığında kanama zamanının uzatma gibi yan tesirler ortaya çıkabilir. Bu durum bazen çok ciddi boyutlara çıkabilir.
Bu ilaçlar bazen tablet, bazen enjeksiyon tarzında olabilir. Bu grup ilaçların yanı sıra akut ağrı nedeniyle kendisinde psikolojik gerginlik hisseden hastalara sakinleştirici ilaçlar verilmektedir.
Bel Ağrısında Korse Tedavisi
Akut bel ağrılarında korse,istenmeyen hareketleri sınırlayarak iyileşmeyi hızlandırmaktadır.
Bel korsesi beli sıcak tutar, emniyet hissi verir ve hastaya hastalığını hatırlatarak bir nevi uyarıcı görevi görür. Beldeki deformiteyi düzeltir ve önler. Beli stabilize eder ve bele binen dikey yükleri alır.
Karın içi basıncını artırarak belin yükünü % 25-30 oranda azaltır. Böylece disk içi basıncı azalır, gövde ve sırt kaslarının etkinliği artar ve buna bağlı beldeki ağrı azalır. Belin kavisini azalttığı için omurilik ana kanalı ve yanlarda bulunan sinir kanallarını genişletir. Beldeki faset eklemlerinin arasını açar böylece diskler rahatlar.
Elbette uzun süre korse kullanımında bazı olumsuzluklar olabilir. Bunlar; deride bası yaraları oluşması; sırt adalelerinde ve bağlarında yetersizlik yapmasıdır. Ayrıca korseler uzun süre kullanılınca fiziki ve psikolojik bağımlılık yapar ve oluşturduğu baskı nedeniyle bacaklarda varislerin ve hemoroidlerin artmasına neden olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Bel Ağrısında Enjeksiyon Uygulaması
Bel ağrılarında tedavi çözümlerinden biri de enjeksiyon uygulamalarıdır.
Akut bel ağrılarında bel omurları arasına çeşitli “lokal enjeksiyonlar” yapılabilir. Böylece ağrı geçici veya kalıcı olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Bu işlem bazı durumlarda sorunun tam olarak çözümünü de sağlayabilir. Enjeksiyon yeri ve içine verilecek maddenin seçimi uzmanın tercihine bağlıdır. Tek başına lokal anestezik verilebilir veya beraberinde kortizon uygulaması yapılabilir.
Bazı durumlarda omurgalar arasında bulunan disk ve çevresindeki dokuların beslenmesi amacıyla daha farklı enjeksiyonlar yapılması tercih edilebilir. Bunlar ağrı kesici nitelikte değildir. Organik disklerin özünden hazırlanan bu gibi lokal enjeksiyonlar ortalama 10-15 adet kadar yapılabilir.
Bel Ağrısında Manipülasyon Tedavisi
Bel ağrısı olan hastaların tedavilerinde bazı vakalarda manipülasyon uygulanması söz konusu olabilir.
Bel omurgasında fıtıklaşan diskin yerine konması veya sıkışan faset eklemlerinin kurtarılması amacıyla yapılan bir girişimdir. Fakat bu işlemin ancak seçilmiş vakalarda yapılması gerekmektedir.
Manipülasyona başlamadan önce belin bir merhemle yumuşatılması ve ısıtılması gerekir. Bu işleme tabi tutulmuş kişilerin yeniden günlük yaşama dönmeden önce bir süre hareketleri sınırlandırmalıdır. Ağrısı yoğun bazı hastaların yapılan manipülasyon sonrasında bir süreliğine bel korsesi kullanması gerekli olduğu unutulmamalıdır.
Ameliyat Ne Zaman Gerekir?
Bel Fıtığında Cerrahi Tedavi Yapılan tüm konservatif tedavilere rağmen hastalarda yeterli düzelme yoksa ameliyatı düşünmek gerekebilir.
Bazı nadir durumlarda hiç beklemeden ameliyata başvurmak gerekebilir. ” Kauda Equina” sendromu buna örnek olup ani gelişen bir hastalıktır. Burada adalelerde güç kaybı, apış arası bölgesinde his kusuru, idrar yapma fonksiyonlarında bozulma şeklinde sorunlar vardır. Bu vakalar 12 saat içinde geciktirilmeden ameliyat edilmelidir.
Bir diğer ameliyat kararı nedeni de; adale erimesi, adale gücünde ve refleks kaybı olan hastalardır. Bu durum 3 hafta içinde giderek ilerliyor ve tüm tedavilere rağmen düzelmiyorsa ameliyatı düşünmek gerekir. Günlük yaşam aktiviteleri ileri derecede bozulmuş ve mesleğine geri dönüşü kısıtlanmış genç hastalarda operasyon kararı daha erken alınabilir.
Birkaç ay ara ile tekrarlayan ve her seferinde bir ayı aşkın süreli şiddetli hastalık belirtileri ile seyreden olgularda yine ameliyat tercih edilmelidir. Bel fıtığı operasyonları oranı ülkeden ülkeye değişmektedir. İngiltere’ de her yıl yüz bin kişide 10, İsveç’ te her yıl yüz bin kişide 20, Finlandiya’ da her yıl yüz bin kişide 30, Almanya’ da her yıl yüz bin kişide 45 kişi “Bel Fıtığı Ameliyatı” olmaktadır.