Eklemleri koruyan kıkırdak tabakada harabiyet başladığında osteoartrit hastalığının başlamış olduğu kabul edilir. Osteoartrit’te görülen inflamasyon kendi dokularına saldırma şeklinde ortaya çıkan romatoid artrit’ten tamamen farklıdır. Eklemde yıpranma ve şekil bozukluğu her zaman artrit türü romatizalardan daha hafif seyreder. Ne yazık ki hasarlı kıkırdak çoğu kez tekrar normal haline gelemez. En çok vücutta ağırlık taşıyan eklemlerde (diz, kalça, sırt, ayak) olmakla beraber diğer eklemlerde de artoza rastlanabilir. Osteoartritlerin en sık görüldüğü yerler vücutta yük taşıyan bölgelerdir. Diz, kalça, omurga buna verilecek en iyi örneklerdir.

Osteoartrit Belirtileri Nelerdir?

Osteoartriti olan kişiler aşağıdaki belirtilerle karşılaşabilir.

• Ağrı ( ilk harekete geçerken daha barizdir) Bununla beraber eklem çok yorulunca da ağrı olabilir.
• Eklem hareketlerinde özellikle sabahları yaklaşık 30 dakika ya da daha az süren sertlikler olur. Bu sabah tutukluğunun süresi 1 saatten fazla olursa romatoid artrit ve benzeri sendromların araştırılması gerekir.
• Bazı eklem fonksiyonlarında aksama olması (bunlar, çömelememe, merdivende zorlanma, kavanoz açamama ile başlarken şikayetler, giderek günlük yaşamı daha da kısıtlar hale getirir)
• Eklemlerde şekil bozuklukları (şişlik, kemikte kistik yapılar ve büyümeler) olur. Sinovyal membran ortaya çıkan kıkırdak erozyonuna karşı tepki geliştirebilir. O zaman eklem içinde bazen aşırı derecelere kadar çıkabilen eklemde sıvı birikmeleri söz konusu olur. Kemikdeki büyümeler başlangıçta geriye dönebilir durumdayken zamanla kemikte çıkıntılar oluşmaya başladığında artık geriye dönemez ve aksine sorun giderek artar. Bu çıkıntılar bazen dev mahmuzlar haline dahi döner.
• Osteoartritler bazen belirgin inflamasyon (kırmızılık, sıcaklık, şişlik ve ağrılı olabilir )Böyle durumlarda romatoid artrit ile ayırıcı tanının yapılması gerekir.
• Ağrılar çeşitli durumlarda artabilir( sabahları, gece yarısı, stres, hava değişimi, yorgunluk vb)
• Ağrı, asıl bölgesinden daha uzaklara yayılabilir. Bir kalça ağrısı bacağa, boyun ağrısı kola yayılabilir.

Kıkırdağın harabiyeti arttıkça ağrının şiddeti artar ve eklemin fonksiyon kapasitesi de giderek kısıtlanır. Eskiden 1 saat yürüyebilen hasta artık 100 metreden sonra yürüyemez ve bir kaldırımı dahi aşması imkansız hale gelebilir.

Osteoartrit Nedenleri Nelerdir?

Yıllardır yapılan araştırmalara rağmen, hiç kimse osteoartritin nedenleri tam olarak ortaya konmuş değildir. Muhtemelen birçok faktör bu süreci etkiler. Kalıtsal; Birçok kişi anne ve babasında olduğu gibi neredeyse aynı eklemlerinde ileride benzer sorunlarla karşılaşabilir. Örneğin el eklemlerinde görülen “Heberdan Nodozitesi” kalıtsal geçiş konusunda oldukça dikkat çekicidir. Bilim adamları bu ha ve benzer bazı yıpranma hastalarında kollajen üretimi için sorumlu olan gende kalıtsal olarak geçen bir anormallik keşfettiler. Bu kusur kıkırdakta erken bozulmaya neden olabilir Çalışmalar konunun gizemini çözmek amacıyla halen devam etmektedir.

Yaşlanma süreci; Artrozun en sık raslanılan nedeni yaşlılık olarak bilinir. Burada yaşın 50’yi aşmasıyla yükselen osteoartrit grafiği, 70 yaşından sonra neredeyse pik yapar. Risk grubundaki meslekler; Hemen her eklemde yaşlanma ile birlikte sorunlar başlasa da bazı aşınmayı kolaylaştırıcı mesleğe sahip olanlar bu sorunla daha erken yüzleşmek zorunda kalırlar. Sporcular (güreşçi, boks, kayak ve futbol), işçiler, masa başı mahkümları başlıca örnekler olarak gösterilebilir.

Geçirilmiş travmalar; Bu durum çoğu zaman yaşlılık sonucu olurken bazen de bir infeksiyon ya da bir travmayı takiben ortaya çıkar. Daha önce geçirilmiş fakat unutulmuş olan düşme, çarpmalar bu nedenlerin sır gibi saklanmasına yol açar.

Hareketsiz Yaşam; fiziksel hareketsizlik eklemler için zararlı olabilir. Egzersiz eksikliği, zayıflamış kaslar, gerginleşmiş eklem bağlarının artoza davet çıkarması işten bile değildir.

Fazla vücut ağırlığı; eklemler doğal olarak aşırı kilolar altında zorlanırlar. Bu şartlarda yapılacak aşırı yüklenmeler ve yanlışlıkla yapılan ters hareketler eklem ve çevre yapılarının çok erkenden bozulmasına neden olabilir. Bu sorunlar özellikle vücudun ağırlığını taşıyan diz ve kalça gibi eklemlerde belirgindir. Öte yandan yaşlanmayla paralel metabolizmanın yavaşlaması sonucu kiloların tüm bireylerde artma eğilimi olması bu sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Araştırmalar, fazla kilolu insanların yaşlandıkça ağırlık taşıyan kalça ve diz gibi eklemlerinde osteoartrit gelişme olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir.

Osteoartrit Teşhisi Nasıl Konulur?

Yaşlı insanlarda ağrı ve diğer belirtiler o kadar yaygındır ki neredeyse herkes sorunların bir kireçlenmeden (Osteoartrit) kaynaklandığını söyleyecektir. Ancak, tanıya varmak için hemen her yaşta bazı basamakların çıkılması şarttır. X-ışınları omurga veya parmaklarda osteoartrite bağlı şekil bozukluklarını kolayca ortaya koymaktadır. Ama bunun öncesinde ayrıntılı bir anamnez alınması ve muayene bu işin olmazsa olmazıdır.

MUAYENE

Eğer eklemde şiddetli ağrı, çok ileri deformasyon ve şişlik varsa, romatoid artrit ve benzeri sendromlar daha çok akla gelir. Ama doktorun her hastasına geçmişte geçirdiği herhangi bir hastalık, infeksiyon ya da travma olup olmadığını sorması şarttır.

HASTANIN SORGULANMASI; Bu amaçla, ağrının yeri, yayılması, nelerle artıp eksildiği, nerelere yayıldığı vs. mutlaka ayrıntılı olarak sorgulanmalıdır.

İNSPEKSİYON; Muayene sırasında ikinci aşama inspeksiyon’dur. Bu bilgi ve gözleme bağlı işlem sırasında doktor şişme, deformite, kızarıklık, ısı, hassasiyet ve döküntüleri tek tek görmeli ve sonuçları kaydetmelidir.

KAS GÜCÜ TESTLERİ; Eklemleri çevreleyen kaslarda olabilecek zayıflıklar kas gücü testleri yardımıyla araştırmalıdır. Sorun olduğundan şüphelenilen kaslara yapılacak test sonucu 0-5 arasındaki değerler kayıt altına alınır.

EKLEM ÇEVRELERİ VE HAREKET AÇIKLIĞI ÖLÇÜMÜ; Eklem çevresi mezüre ile, parmak çevresi ölçümü özel bir apareyle eklem hareket kapasiteleri de goniometre ile ölçülmeli ve sonuçlar dikkatle kaydedilmelidir. Zira kontrollerde hastalığın gelişimi böylece kolayca izlenebilecektir.

GYA’LARIN VAS İLE DEĞERLENDİRİLMESİ; Hastanın günlük yaşam aktiviteleri (GYA) karşısında kabiliyeti sorgulanmalıdır. Hatta yaşam kalitesi (YKÖ) de sorgulanmalıdır. Bunun için çeşitli ölçekler geliştirilmişse de en basiti 0’dan 10’a kadar memnuniyeti gösteren visuel anolog skalayla hem ağrı derecesini hem de yaşam kalitesini kayıt altına almak mümkün olabilecektir.

NÖROLOJİK MUAYENE; Tüm hastalarda his ve refleks muayenesi yapılmalı ve motor kusur olup olmadığı her zaman bakılmalıdır.

Eklemlerinde sorun olduğundan şüphelenilen hastada TANI konulurken önce ayrıntılı bir sorgulama yapılır. Bunu takiben muayeneye geçilir. İnspeksiyonu, eklem muayenesi izler. Nörolojik muayeneyi de tamamladıktan sonra eklemler hakkaında daha ayrıntılı bilgi edinmek için eklem içerisinden sıvı alınması ya da eklemlerin görüntülenmesi gibi işlemlere başvurulur.

GÖRÜNTÜLEME
Eklemlerdeki osteoartrti tanısı için yapılacak görüntülemede genellikle, X-ışınları kulanılmalıdır. CT, MRI daha az sıklıka başvurulan yöntemlerdir. Zira çok kez artrit tanısı için x-ray yöntemleri yeterli sonuç verebilir. Grafilerde rastlanan bulgular çok anlamlıdır.

-Eklem aralığının daralması; Bu durum kıkırdak kaybından kaynaklanır. Örneğin diz ekleminde medyal bölgede eklem mesafesi birbirine yaklaşmış olabilir. Burada ilk aşama kıkırdak kaybı olup bunun ilerlemesi sonucunda alt tabakada olan subkondral kemik açığa çıkabilir. Bu devredeki görünüm grafilerde görülmez. Sadece makroskopik olarak izlenebilen bu döneme fildişi şeklinde olduğu için “eburnasyon” adı verilir.
– Marginal skleroz; Eklemin temas yüzeylerinde eklemi koruma refleksinden kaynaklanan osteosit yoğunluğu artar. Bu nedenle grafilerde bu alanlar daha yoğun gözükür.
– Osteofitoz; Bu eklemin tutunma alanını arttırmak için ortaya çıkan anlamsız bir çözümdür. Kısaca bu da eklemi korumak için ortaya çıkan doğal bir gelişmedir.
– Subkondral Kemik Kistleri; Bunlar eklemlerde kıkırdak aşınması bölgesinin kemiğe doğru inen tabakasında içi eklem sıvısıyla irtibatta olan ve kemikte lokal zayıflığa yol açan kistler gelişebilir.
– Yerel Osteoporoz; Kemiklerde lokal kalsiyum kaybı olabilir.
– Deformiteler; Eklemde belli bölgelerde şekil bozukluğuna paralel olarak büyümeler olur. Eklemdeki kemikler arasıbünda olan doğal açı bozulur. Dışa veya içe doğru olan açı artar. (Dizde genu varum deformitesi gibi)

LABORATUVAR TESTLERİ
Eklem şişliği hakkında kafaya takılan sorular varsa hekim eklem içindeki sıvıyı almak ve incelemek için ponksiyon yapmalıdır. Sıvının akışkanlığı (viskozite) ve bileşimi test edilir. Şüphe varsa içinde kan ya da infeksiyon olup olmadığının ortaya konması gerekir. Kristal artropatilerde özellkle gut artritlerinin dışlanması için mono-urat kristallerinin aranması gündeme gelebilir.
Eklem sıvısı her zaman rutin yapılan bir inceleme yöntemi değildir. Fakat artrit ile artroz arasındaki ayırıcı tanıda kanda bazı testler bize önemli ipuçları verebilir. Sedimentasyon, CRP, ANA, RF, ürik asit gibi analizler artrozlarla artritler arasındaki ayırıcı tanıda bize önemli ipuçları verebilir.

Fibromiyalji Tanısı Nasıl Konulur?

3 aydan daha uzun süren, vücutta yaygın ağrı ve 18 hassas noktadan en az 11’ de üzerine bastırmakla aşırı hassasiyetin meydana gelişi FM tanısının olmazsa olmaz ilk şartıdır. 

Fibromiyaljide sık rastlanılan bulgulardan en az 3’ ü ve eşlik eden diğer bulgulardan herhangi birinin birlikte bulunması tanıyı destekleyecektir. Bu yakınmalar sabahları hareketsiz kalmada, soğukta, nemde, kasvetli kapalı havalarda ve aşırı aktivitelerde, mutsuzluk hallerinde artar, sıcak havalarda, masaj veya sıcak uygulamalarda hatta tatilde azalır. 

Aslında bu tip belirtilerin başka hastalıklarda bulunanlarla yakın benzerlikler göstermesinden dolayı FM tanısı oldukça zordur. Bu yüzden doktor hastanın tıbbi gelişmesini tam olarak sorgulamak zorundadır. Eğer bu şikayetler 3 aydan fazla sürüyorsa FM’den şüphelenilmesi gerekir. 
Fibromiyaljide, laboratuar, röntgen gibi herhangi bir kesin tanı yöntemi yoktur. Bunlar, ancak ayırıcı tanıda değer taşıyabilir. Bu amaçla tam kan sayımı, idrar tahlili, tiroid hormon testleri veya romatizma testleri istenebilir. Özetle doktor tanısını sadece hastanın tahliline ve filmine dayanarak değil tersine hastayı dinleyerek ve detaylı muayene ettikten sonra koymalıdır. 

Hastalarda hassas nokta tespiti ve bazı standart soruları içeren ” FİBROMİYALJİ RİSK TESTİ” mutlaka yapılmalıdır.  Sizde bu testi yaparak kendinizde FM olup olmadığı hakkında bilgi alabilirsiniz.

Osteoartrit Kireçlenme Tedavisi

Temel amaçlar; Osteoartrit tedavisinde temel amaçlar şöyle olmalıdır. Ağrıları azaltmak, eklem hareketlerini ve kısıtlanmış olan fonksiyonları yeniden kazanmak herşeyden önemlisi hastalığın gidişini durdurmak ya da yavaşlatmak için gereken her türlü çözümlerin üretilmesidir.

Başlıca tedaviler şunlardır:

a)    Belli dönemlerde istirahat ve hareket kısıtlanması
b)    Fizik Tedavi Yöntemleri (Isı ya da soğuk tedavileri- elektroterapiler)
c)    Ağrı kesici ilaçlar( lokal-oral-rektal-IM/IV/IA)
d)    Kaplıcalar ve su içi tedaviler
e)    Çeşitli yardımcı cihazlar ( dizlik, bandaj, eklem düzeltici, ayakkabı desteği, korse, baston vb) 
f)    Stres kontrolü, hastaları bilgilendirme toplantıları
g)    Cerrahi yöntemler (artroskopi, artrotomi, artroplasti, artrodez, tenotomi, Release op vb)
a)    İstirahat ve hareketin kısıtlanması                

Osteoartritlerde bazı durumlarda hastanın tüm işlerini bir kenara bırakması ve bir süre istirahat etmesi gerekebilir. Ağrının arttığı, eklemlerin şiştiği bu ara dönemlerde istirahat en iyi çözümdür. Bazen ağrılı bir omuzun ya da şişmiş bir dizin hareketlerini bir atel ya da benzeri bir araçla tamamen kısıtlamak da iyileşme sürecini hızlandırır. Bunların süresi hastanın yapılan uygulamalara verdiği cevaba göre uzatılabilir ya da sona erdirilir. 

b)    Fizik Tedavi Uygulamaları            

a)    SICAK- SOĞUK UYGULAMALAR
Sıcak ve soğuk binlerce yıldır osteoartrit tedavisinde kullanılmıştır. Ağrı, sertlik ve şişmenin arttığı dönemlerde başvurulan buı yöntemlerden beklenen sonuçların geçici olduğu unutulmamalıdır. 

SICAK UYGULAMALAR;
 
Genellikle egzersiz ya da diğer fizik tedavi işlemlerine başlamadan önce kasları gevşetmek için kullanılır. Isıtma ya sıcak paketler ya da infraruj ışınları ile sağlanır. Bazı insanlar sıcak havlu şeklinde “nemli ısı” ya da sıcak bir banyo tercih ederler. Ellerdeki ağrılı durumlar sıcak parafin içine daldırılarak tedavi edilebilir.

SOĞUK UYGULAMALAR;
Enflame dokular üzerine yerel olarak soğuk buz veya soğuk paketler kullanılabilinir. Cilt üzerine direkt olarak kesinlikle soğuk uygulama yapılmamalıdır. Araya havlu veya bir bez koymak uygun olur. Ayrıca modern bir soğuk uygulama yöntemi olarak kriyoterapi olumlu çözümler sağlar.

Soğuk uygulama süresi çok uzun olmamalıdır. Zira tıpkı sıcakta olduğu gibi ciltte yanıklar olabilir. Daha ciddi ve kalıcı durumlarda etkenliği daha fazla olan fakat daha az hissedilen ve ciltte tahriş yapmayan kriyoterapi yöntemleri tercih edilebilir.  

Osteoartrit tedavisinde başta elektroterapi olmak üzere oldukça değişik yöntemler uygulanmaktadır. Ultrason, radar ya da kısa dalga tedavileri aslında sıcak tedavi yöntemleridir. İlki ses dalgalarının diğerleri de elektromagnetik titreşimlerle ortaya çıkar. TENS, Diyadinami, interferens ve diğer akım çeşitleri osteoartrit vakalarında sıklıkla ortaya çıkan ağrılı durumlarda yüz ağartıcı yöntemledir. Deriye bağlanan elektrodların altında ortaya çıkan karıncalanma hissi, yerini hızla ağrısız bir duruma terfi ettrir.  Neredeyse bu yöntemlerin hiç yan etkisi yoktur.

Osteoartrit vakalarında başta, Transkutanöz Elektriksel Nerve Stimülasyonu (TENS) gibi elektroterapi uygulamaları sırasında ortaya çıkan düşük yoğunluklu elektrik sinyalleri ağrıyı ortadan kaldırır ve kısıtlanmış eklem hareketlerinin yeniden başlamasını sağlar.  

Bunun dışında bazı nadir durumlarda magnetik alan gibi uygulamalara da başvurulur.                     

Fizik tedavide; hedef sadece ağrıyı gidermek değildir. Zira eklem içindeki dokuların kendilerini yenilemesine olanak verecek rejenerasyon çalışmalarını destekler. Dokuda biriken metabolitlerin ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar ve çevre dokuların gerginliğini azaltır. Artan elastikiyet daha önce zorlukla yapılan hareketlerin daha rahat ve ağrısı olarak yapılmasına olanak tanır.

b)    Osteoartritlerde İlaç Tedavisi: 
Osteoartritlerde akut ya da kronik ağrılar olabilir. Bu ağrıyı kontrol etmek için çeşitli ilaçlar kullanılır.  Çok şiddetli ağrılarda 1 haftadan uzun sürdürmemek kaydıyla narkotik analjezikler dahi kullanılabilir. Daha yaygın kullanılan ilaçlar non-steroid antienflamatuvar (NSAI) ilaçlardır. Bu ilaçların dozu, kullanım süresi, olası yan etkileri, birlikte kullanıldığı ilaçlarla etkileşimleri gözden uzak tutulmamalıdır. Başlıca yan etki gastro-intestinal sistemde görülür. Bu nedenle tıpkı kortizon için söylendiği gibi NSAİ’ler “iki ucu keskin kılıç” olarak kabul edilmelidir. Zira bir yandan hastalığı tedavi ederken diğere yandan da hastayı öldürebilecek düzeyde ciddi yan tesirler ortaya çıkarabilir. Ayrıca, böbrek hasarına, tansiyon yükselmesine, trombositleri azaltarak kanama riskini arttıracağı da hesaba katılmalıdır. 

NSAİ’ların Gİ yan etkilerini azaltmak için antasidler, “Proton pompa inhibitörleri“ gibi bazı destek ilaçlar beraberinde verilebilir. 
Bunun dışında kas gevşeticiler, vitaminler, dışarıdan sürülen merhemler, eklem kıkırdağının yeniden yapımını destekleyen glukozaminler ve eklem sıvısının kayganlığını arttırarak artozdaki sürtünme katsayısını azaltan intraartiküler hyaluronik asit enjeksiyonları da osteoartrit vakalarında başarıyla uygulanmaktadır. 

c) Kaplıcalar ve su içi tedaviler: Eklemleri üzerinde daha az stresli olan egzersizler “Su içi egzersizler” dir. Özellikle büyük eklemlerde (kalça, diz) osteoartriti olan hastalar için tavsiye edilir. Suyun kaldırma kuvveti nedeniyle suyun dışında yapılamayan bir dizi hareketin su içinde daha kolay yapılması oldukça dikkat çekicidir. Su içinde girdap uygulamaları, basınçlı duşlar tedavide etkinliği artıran diğer uygulamaadır. Kaplıcalar; içerdiği mineral bileşimi, radyoaktivitesi ve sıcaklığı nedeniyle su içi uygulamalarda en yüksek terapötik düzeye çıkılmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Ülkemiz kaplıcalar açısından çok zengin bir ülke olduğunu bilmem hatırlatmakta yarar var mı?  

d) Çeşitli yardımcı cihazlar             

Osteoartrit hastaları çok kez hareket kapasiteleri kısıtlanmış kişilerdir. Bu nedenle ellerinde taşıyacakları en azından bir baston ya da koltuk değneği hatta yürüteç bile günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı çözümler olarak önerilmelidir. Bunun dışında dizlik, genu varum deformitesini önleyecek diz ya da ayakkabı üzerinde düzeltici cihazlar, çeşitli ateller ve korseler çok sayıda hastanın hayata daha sıkı sarılmasında vesile olmuşlardır. Burada amaç konservatif yöntemlerle hastalığı kontrol altında tutmaktır. Ya da hiçbir zaman cerrahi yöntemleri uygulayamayacağımız hastaların yaşamını daha da kolaylaştıracak pratik kolaylıklar sunmaktır. Parmaklarında sorun olan hastaların kullanabileceği alışveriş çantaları, boyun ağrılarını önleyen özel okuma apareyleri, yazı yazarken ekstra kalın kalem kullanılması, ev ve bahçe işlerinde uzun saplı araçların kullanılması, özel oturma sandalyeleri kullanılması Osteoartrit rehabilitasyonunda kullanılan yöntemlerdir. Yürüme sırasında özel yürüme ayakkabıları, mutfak ve banyoda kullanılacak ekipmanlar (örneğin yükseltilmiş klozet, tutamaklar, raflar, özel çatal, açacak, tabak vb) bunlar için verilecek diğer örneklerdir.

e) Hastaları bilgilendirme toplantıları: Duygusal stres, bazen osteoartritlerde belirtilerin kötüleşmesine neden olur. Günlük yaşamın dayattığı çeşitli zorluklar vardır. Bunlar ailevi sorunlar olabildiği gibi parasal sorunlar, trafik sıkışıklığı, alışveriş zorlukları ya da gelecek kaygıları olabilir. Ağrı eşiğini düşüren bu gibi durumlarda basit sakinleştiricilerden psikolog ya da psikiyatrist yardımına kadar çeşitli önlemlere başvurulmalıdır. Stres yönetiminde kanıtlanmış bazı teknikler de önerilebilir. Gevşeme ve doğru nefes teknikleri, Biofeedback, hastalıkla başa çıkma eğitimleri zaman zaman başvurulacak yöntemlerdir. Bazen aynı sorunları taşıyan kişileri br araya getirerek yapılan eğitimler çok olumlu sonuçlar verir. Grup terapi niteliği taşıyan bu toplantılarda diğer kişilerin hastalıkları için buldukları pratik çözümler ve sorunlara karşı çıkışları diğer izleyenler tarafında benimsenerek hayata daha pozitif bakılması sağlanabilmektedir. “Hasta Okulları” olarak da isimlendirilen bu toplantılarda hastalık için neler yapılması gerektiği ve ilerlemesi durumunda nasıl önlemler alınacağı, tedavi yöntemleri hakkında genel bilgiler yeni geliştirilen tedavi çözümleri detaylı olarak anlatılır.

f) Osteaoartrit ile yaşamak            

KİLO KONTROLÜ; osteoartrit mücadelesinde başarılı olmak için kilo kontrolü çok önemlidir. Araştırmalar göre; aşırı kilolu olmak, osteoartrit için bir risk faktörüdür. Kilo kaybı sağlamak için, daha fazla fiziksel aktivite yapılması ve beraberinde sıkı bir rejim yapılması gerekmektedir.
DÜZENLİ EGZERSİZ; Verimli bir egzersiz yaptık diyebilmek için en az hergün 30 dakika buna zaman ayırmak zorundayız. Osteoartrit’li bireylerin yaşam alışkanlıklarını değiştirmeli ve yaşantılarına artık egzersiz koymaları gerekmektedir. Burada önce ısınma ve gevşeme, egzersizleri yapılırken daha sonra güçlendirme ve germe egzersizleri yapılmalıdır. Egzersiz hem ağrı giderici hem de eklem hareketini artırıcıdır. Eklem çevresindeki kasları güçlendirerek eklemi koruma gibi bir amacı daha vardır. Germe egzersizleri sırasında eklem hareket açıklığı (ROM) egzersizleri de yapılır. Bu eklem esnekliğini korur ve kısıtlanmış hareket kapasitesini artırmaya yardımcı olur. Kasların boyunu değiştirmeden bir süre için dirence karşı hareket ettirecek şekilde gerilme yaptıran egzersizler izometrik egzersizler olarak bilinirler. Ağırlık taşıyan eklemlerin osteoartrit olan insanlar bu tür koşu ve tenis gibi aktiviteler kaçınmalısınız. Bu spor ayakları üzerinde çok fazla yük koymak veya keskin dönüşler ve büküm hareketleri gerektirir. Ayrıca, egzersiz bisikletleri romatizmalı diz kişiler tarafından dikkatli kullanılmalıdır.

g) Cerrahi Yöntemler: Eklem ameliyatılarındaki başarılı sonuçlara rağmen operatif girişimler osteoartritlerde her zaman son çare olmalıdır. Konservatif tedavi yöntemleri ile düzelmeyen şiddetli ağrıları, eklem instabilitesi olan ve hareket kabiliyetini büyük ölçüde yitirmiş kişiler ameliyat adayıdırlar. Günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmede çok ciddi derecede zorlanan hastalarda yaşı ne olursa olsun çözüm olarak ameliyat düşünülmelid                                                      ARTROSKOPİ; İlerlemiş osteoartrit vakalarında ilk yaklaşım en az invazif olan artroskopik yöntemlerdir. Burada eklem içine dışarıdan girilerek hem sorun daha iyi gözlemlenir hem de bazen daha uzun süreli olabilen tedaviye yönelik çözümler üretilebilir. 
ARTRODEZ; Ağrının şiddetli olduğu ve daha girişimsel olan ameliyatların uygulanmasında zorluk olan hastalarda artrodez olarak da isimlendirilen eklemi dondurma ya da füzyon operasyonları yapılabilir. Hareket eksikliği bu operasyonun en ciddi dezavantajdır. Bazen diğer bir eklemdeki hareket mevcut sorunu telafi edebilir. En yaygın uygulandığı eklemler ayak ya da el parmak gibi küçük eklemlerdir. 

OSTEOTOMİ; Bazı eklemlerin kıkırdak kaybını durudurmak ya da daha doğru bir statik ile konumlandırmak için bazı kemikler kesilir ve onlara yeni pozisyonlar verilir. Osteotomi ağrılarda rahatlama sağlayabilir ve eklem hareket kapasitesini de sınırlamaz. Mevcut eklem hasarını önlemek ve ileride olması şart olan protez operasyonunu ötelemek için tercih edilebilir.  

ARTROPLASTİ; Artık kullanılamayacak kadar bozulmuş bir eklem tümüyle çıkarılır ve yerine yapay eklem konulur. Vitalyum veya titanyum alaşımlı ve yüksek yoğunluklu polietilen parçalardan imal edilmiş yüksek teknolojili protezler kullanılarak yapılan ameliyatlarda çok ciddi başarılı sonuçlar alınmaktadır. 3 ya da 4. gün hasta üzerine basarak taburcu olmakta ve ameliyat öncesi şiddetli olan ağrılar geçmekte ve kaybedilen fonksiyonlar büyük oranda yeniden kazanılmaktadır. 

Fibromiyalji Tedavisi ve Tedavi Yöntemleri

Fibromiyalji tedavisinin hem kolay hem de güç olduğu unutulmamalıdır. Bunu kolaylaştırmak için hasta ve hekim işbirliği şarttır.

Tedavi Yöntemleri

Fibromiyalji tedavisinde uygulanan çeşitli yöntemler var. Bunların ayrıntılarına girmeden bazı prensipleri ortaya koymakta yarar var.

1. Hastalar tüm problemlerine rağmen hayattan elini eteğini çekmemeli ve katılımlı bir yaşam sürmelidir.
2. Hastanın kısıtlanmış olan yaşamsal tüm fonksiyonlarının yeniden artırılması gerekir.
3. Hastalara başta ağrı ve diğer sorunlarla baş edebilme stratejilerinin etaplar halinde öğretilmesi tedavinin temel prensiplerdendir.

Fibromiyaljide Tedavi Yöntemleri
1- Hasta Eğitimi ve Hasta Okulları
2- Egzersiz tedavisi
3- İlaç tedavisi
4- Fizik tedavi yöntemleri
5- Lokal enjeksiyonlar
6- Ozon terapi
7- Uygun diyet ve düzenli su içme
8- Kaplıca tedavileri
9- Güneşlenme ve deniz tedavileri
10- Meditasyon
11- Alternatif tedavi seçenekleri (Akupunktur, Hipnoz, Thai-Chi, Reiki, Shiatzu masajı, mutluluk terapisi, kognitif davranış terapisi, refleksoterapi, sıcak taş tedavisi, masaj ve aromaterapi vb.)

1- HASTA EĞİTİMİ-HASTA OKULLARI

FM tedavisinde hekim hasta işbirliği son derece önemlidir. O halde tedavinin ilk basamağı hastanın ve yakınlarının eğitimidir. Hastaya hastalığının ne olduğunun açıkça anlatılması ve onun güveninin kazanılması birinci koşuldur. Şikayetlerin alışılan hastalık belirtilerine pek benzememesi nedeniyle yakın çevresi tarafından hasta olarak kabul edilmemekten şikayetçi olan çok sayıda FM hastası vardır. Bu bulguların gerçek bir hastalığın belirtileri olduğu hastanın kendisine ve yakınlarına açıkca anlatılmalıdır. Hakikaten bazı yakınmalar o denli şiddetlidir ki hastalarda dayanılmaz boyutlara ulaşabilir. Halbuki dışarıdan bakıldığında hastanın dış görünüşünde hiçbir olumsuz değişiklik yoktur.

Bununla birlikte FM’li hastaya hayatı tehdit eden veya estetik bir soruna yol açmayacak bir hastalığa sahip olduğunu anlatmak bir ölçüde hastayı rahatlatabilir. Hasta olduğuna inanılmayan, çevresi tarafından sinir hastası olduğu sanılan, aynı dertlerden şikayetçi çok sayıda başka hastaların olduğu hastalara muhakkak söylenmelidir.
Bu hastaların bir araya getirilmesi ile oluşturulacak gruplara yapılacak tedavilerin (grup terapisi) çok başarılı sonuçlar sağlayacağı unutulmamalıdır. Hasta ve çevresinin eğitimi amacıyla biri teorik diğeri egzersiz uygulamalarını kapsayan 2 derslik bir eğitim programı yapmaktayız. ” FİBROMİYALJİ OKULU” adıyla anılan bu çalışmalara hastaların her yıl katılması tedavi başarısının daha da kalıcı olmasını sağlamaktadır.Yurt dışında bu konuda benzer çalışmalar yapılmaktadır.
Bu hastalıkla ilgili çeşitli vakıf ve dernekler kurulmaktadır. Hastaların kullanabileceği bazı yeni ürünler internet sitelerinde tanıtılmaktadır. Bazı ülkelerde resmi kurumlar tarafından FİBROMİYALJİNİN HASTALIK OLARAK KABUL EDİLMEMESİNDEN dolayı bir takım özel avukatlık büroları ortaya çıkmıştır.

2- EGZERSİZ TEDAVİSİ

Fibromiyaljide (FM) egzersiz, olmazsa olmaz özellikte bir tedavidir. Egzersiz yapılmadığı takdirde hastalar diğer tedavilerden sınırlı yarar görürler. Bu nedenle kolunu kaldıracak kadar mecali olmadığını söyleyen hastaların bile kendilerini zorlayarak egzersiz yapmaları şarttır. Çaba gösterildiğinde daha önceden doğru dürüst hareket edemeyen hastalar, yavaş yavaş hareketlerini daha kolay yapabildiklerini ve buna devam ettikçe ağrılarının daha da azaldığını göreceklerdir.

Egzersiz uygulamasındaki başlıca amaç; stresin azaltılması, bozulmuş postürün düzeltilmesi, dayanıklılığın artırılması ve kardiyo-vasküler direncin yeniden kazanılması olarak sıralanabilir. Kalp atımları, tansiyon kontrolleri yapıldıktan sonra bu çalışmalar başlatılmalıdır.
Egzersiz ama nasıl tipde egzersiz yapmalıyım? Bunu nereden öğreneceğim diyen kişiler ANA SAYFADA açacakları pencerelerden (resimli veya hareketli videolar) lazım gelen herşeyi öğrenebilirler.
Kas germe ve kalp-damar sistemini güçlendirici egzersizlerin yanı sıra, eklem hareket açıklığının adale elastikiyeti ve gevşetilmesinin hatta dayanıklılığının arttırıldığı egzersiz çeşitleri tedavinin vazgeçilmez öğelerinden biridir. Özellikle oksijenli ortamda yapılan aerobik egzersizler sayesinde hastanın kendine güveni artmakta, adaleleri gevşemekte ve ağrılara daha iyi tahammül edebilmektedir.
Eğer şimdiye kadar hiç egzersiz yapmamış ve yaşınız da biraz ilerlemiş ise bu egzersizlere başlamadan bir hekime danışmalısınız. Bunun için en yakınınızdaki bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına başvurabilirsiniz.
Sırt ve karın adalelerinin hem güçlendirileceği hem de kontrol edilerek gevşetilebileceği ve böylelikle gövdenin dengesinin sağlanabileceği PİLATES egzersizleri FM’de özellikle tavsiye edilmektedir. Yumuşak bir topla yapılan ve oldukça basit fakat çok faydalı bir yöntemdir.
Pilates egzersizlerinin asıl amacı; karın ve sırt bölgesi kaslarını eşit oranda güçlendirip, vücudumuzun üst kısmındaki iskeleti koruyan bir nevi kalkan oluşturmaktadır.
1- Kullanılan yumuşak top sayesinde sinir sistemi uyarılmakta bu da adale dengesi ve kasılması için olumlu sonuçlar kazandırmaktadır.
2- Belirli nedenlerden dolayı az çalışan kaslar, egzersizler sayesinde tüm yükü üzerine alarak daha güçlü çalışabilecek hale gelebilir.
3- Egzersizler yapıldığında vücut bilinci, koordinasyon ve denge birlikte gelişmektedir.

Etkili bir egzersiz uygulaması için;

1- Haftada üç kez uygulanmalı,
2- Isınmak için hareketlere başlamadan önce, 5 dakikalık kısa bir düz koşu yapılmalı,
3- Egzersizler yapılırken derin nefesler alınıp verilmelidir. Bu işlem, göğüs kafesini açıp, akciğer kapasitesinin artmasını sağlayacaktır

3-FİBROMİYALJİ TEDAVİSİNDE İLAÇLAR

Tedavide ağrı kesicilerden romatizma ilaçlarına kadar her çeşit ilaç kullanılmaktadır. İlaçlar; ağızdan alınabilir, enjeksiyonlar yapılabilir veya dışarıdan sürülebilir. Aslında ağrı kesiciler veya adale gevşeticilerin etkisi FM hastalığında çok defa sınırlıdır. Kortizonun hiçbir yararı yoktur. FM tedavisinde yeri olan ilaçları 7 ana grupta toplayabiliriz.
Antidepressanlar: Bu grupta heterosiklik antidepressanlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri, MAO inhibitörleri olarak sınıflandırabileceğimiz ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar mutlaka hekim kontrolü altında alınmaları gerekir.

Anksiyolitik-sedatif ve hipnotikler: Alprozolam ve bağımlılık yapma eğilimi yüksek olan benzodiazepinler bu grupta yer alır. Aynı şekilde hekim takibi şarttır.

Kas gevşeticiler: Kas gevşeticiler sınırlı etkilerine rağmen bazen tercih edilebilir.

Non-steroid antienflamatuvar ilaçlar: Bu grupta kortizon dışında kalan diğer anti-romatizmal ilaçlar olup bunların FM üzerine etkileri oldukça sınırlıdır.

Vitamin ve destekler: B, C ve D vitaminlerinin yanısıra çeşitli antioksidanlar magnezyum ve çinko içeren ilaçlar yararlı sonuçlar verebilmektedirler.

Gabapentin türevleri: Sara (epilepsi) hastalığının tedavisinde de kullanılan bu gibi ilaçların sinir sistemindeki iletimsel sorunları aşabilen kimyasal özellikleri vardır. Son yıllarda bu grupta yer alan ilaçlardan etkin sonuçlar alabilmekteyiz.

Kullanılan diğer ilaçlar : Birçok ilacın fibromiyalji tedavisinde denendiği bazılarının başarılı olduğu bilinmektedir. Bunlardan bazı örnekler aşağıda verilmiştir.

Borat yağı, SAM-e, Vitamin E , Asetil-L-Karnitine,

Koenzim Q10, L-Lyzin, L-Arginin , Mg./potasyum Aspartate,

B-kompleks, NADH , Lipoik Asit, Kalsiyum, Kava Kava, Sinemet

Somatomed, Natural östrojen, Olive Leaf, Oregano Yağı,

Selenyum, Echinacea, Ginkgo Biloba, Kolostrum, Myers kokteyli,

L-Serine, St. John’s Wort, Antioxynol, Aloe Vera

4- FİBROMİYALJİDE FİZİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Çeşitli kas ve iskelet sistemi hastalıklarında oldukça yararlı olan standart fizik tedavi yöntemleri fibromiyalji hastalarının ağrılarında az etkili hatta etkisiz kalabilmektedir. Buna karşılık; fizik tedavinin rutin uygulamaları arasına henüz girmemiş “manyetik alan”ve “kriyoterapi“ gibi yöntemler ise fibromiyaljide oldukça etkin sonuçlar vermektedirler.

KRİYOTERAPİ: Fibromiyaljinin hassas noktaları üzerine hasta tarafından soğukluğu pek algılanmayan CO2 gazının püskürtülmesi işlemine kriyoterapi denilmektedir. Haftada 3 defadan az olmamak kaydıyla toplam 10 kez uygulanmasından etkin sonuçlar alınmaktadır. Kuşkusuz bu tedavide; egzersiz – eğitim- ilaç birlikteliği söz konusu olmalıdır.

MANYETİK ALAN TEDAVİSİ: Magnetoterapi, çok eski geçmişi olmakla beraber son yıllarda salınımlı magnetik alan üreten cihazların devreye girmesiyle fibromiyaljide daha yaygın kullanım alanı bulmuştur. Çevremizde “elektrosmog” olarak isimlendirilen ve manyetik kirlenmelere yol açan çok sayıda neden vardır.
Bunun sonucunda insan organizmasında ciddi değişiklikler olmakta ve aradığı bu doğal dengeyi bulamayan ve enerji eksikliği gösteren bazı vücutlarda “modern çağın hastalıkları“ denilen birçok sorun arka arkaya ortaya çıkmaktadır.
Hücreler vücudu oluşturan en küçük yapı taşları olup kendilerine özgün bir metabolizmaları ve enerji düzeyleri vardır. Sağlıklı hücrelerin içerisinde 60-110mV değerinde bir voltaj mevcuttur. Hücreler bunu dengede tutabilmek için başta şeker, potasyum ve sodyum ve özellikle oksijene gereksinim duyarlar.
Bunun yanı sıra kan hücrelerinin yeterli biyo-elektrik potansiyeli olduğu zaman birbirlerini itmekte olduğu ve birbirlerine yapışmadan damarlar içerisinde hareket ettiği bilinmektedir. Manyetik alan tedavisi tıpkı mıknatısın demir tozlarını belli bir sıra halinde düzene soktuğu gibi hücrelerin bozulmuş enerjilerini yeniden düzeltir ve onları dengeli bir duruma getirir.

5- LOKAL ENJEKSİYON TEDAVİSİ

Fibromiyaljide çeşitli lokal enjeksiyon uygulamaları yapılmaktadır. Bu hastalıkta, şimdiye kadar kuru iğnelemeden, tuzlu su enjeksiyonuna, proteoglikan enjeksiyonundan, lokal anestezik maddelere kadar farklı enjeksiyonlar uygulanmaktadır. Kalsitonin, B 12 vitamini, opioidler yine denenen diğer ilaçlar arasındadır. % 1 prokainle beraber serum fizyolojik enjeksiyonları da ağrılar üzerinde etkili olabilir. Proteoglikan ekstrelerinin lokal anestezik ile kombinasyonu hatta ozon gazının tek başına uygulanması oldukça olumlu yararlar sağlayabilmektedir. Ağrılı noktanın tam olarak tespiti haftada 1 veya 2 defa her seferinde minimum 3, maksimum 7 noktaya enjeksiyon yapılması gerekir.
Bir kür uygulamasında toplam enjeksiyon adedi 10 defadan az, 20’ den fazla olmamalıdır. Çoğu kez her yıl kürler halinde tekrarlamak gerekebilir. Enjeksiyon tekniğine ve steriliteye dikkat etmek şarttır. Küçük ve ince iğne uçları kullanılarak hastaya ağrı hissedilmeden bu enjeksiyonlar yapılmalıdır. Biz kliniğimizde yaptığımız uygulamalarda son 2 yıl içinde Botox enjeksiyonlarını tercih etmekteyiz.
Her seferinde ortalama 5 noktaya yapılan bu enjeksiyonlardan oldukça yararlı sonuçlar alınmaktadır. Bu noktalar FM’e ait hassas noktalardır. Tesirinin nispeten diğer enjeksiyonlara oranla daha uzun süreli olması tercih sebebimizdir. Bu enjeksiyonlar 3 ay aralıklarla ve toplam 3 defa olarak planlanmaktadır. Etki üstünlüğü bakımından diğer enjeksiyonlarla karşılaştırmalı bir çalışma kliniğimizde halen yürütülmektedir.

6- OZON TERAPİ :

Kanın akışkanlığı ve damarlarda kan akma hızı yavaşlayınca oksijenin uzak dokulara ulaşması zorlaşmaktadır. Yetersiz sıvı alınması, hareketsiz yaşam sürülmesi, beslenme hataları ve etrafımızda yapay olarak oluşmuş ekstra manyetik kirlenmeler alyuvarların birbirlerine yapışmasına yol açmaktadır.
Alyuvarlar, madeni paralar gibi üst üste dizildiğinde kan akış hızı azalır, birbirlerinden kolay kolay ayrılmazlar. Buna bağlı olarak taşınan oksijen miktarı gittikçe düşer. Hücreler daha düşük oksijende kalmaları halinde eksik yakıtla çalışan motorun gösterdiği belirtilere benzer sorunlar üretir. Metabolizması normal çalışan hücrelerin aksine daha fazla miktarda üretilen asit yapıdaki atık maddeler gerektiği kadar atılamaz ve ortamda birikmeye başlar.
Bu durum sorunun daha da artmasına neden olur. İşte yukarıdaki tabloya benzer durumun bir örneği de fibromiyaljidir. Bu şekilde metabolizmaları bozulmuş bu hücreler üzerine olumlu etkiler yapacak tedavi yöntemlerinden biri ozon terapi diğeri ise manyetik alan terapisidir.
Bu tedavi yöntemleri uygulandığı takdirde; kan hücrelerinin akışkanlığı artmakta ve hücrelerin gereksinim duyduğu yaşamsal nitelikteki maddelerin dolaşımı hızlanmaktadır. Böylece vücut doğal yollardan kendini iyileştirme kapasitesini artırmaktadır. Gerek ozon gerekse manyetik alan uygulanmasıyla kemik hücrelerinin aktivasyonu artmaktadır.
Daralmış ve fonksiyonlarını güçlükle sağlayan kapiler damarlarda genişlemeler olmakta böylece metabolik reaksiyonlarda olumlu gelişmeler başlayabilmektedir. Sonuç olarak, adalelerde mevcut kasılmalar azalmakta, vücudu savunan hücrelerde gözle görülecek şekilde artma olmaktadır.

7- FİBROMİYALJİDE DİYET TEDAVİSİ

Her hastada değişken olmakla beraber bazı yiyeceklerin ağrıyı arttırdıkları ve barsaklara olumsuz tesir ettiği bilinmektedir. Hastaların bu besinlerden uzak durması gerekir. Mineral ve vitaminlerden zengin bir diyet, dengeli beslenme FM hastalarına önemli yararlar sağlar. Burada bazı favori sebze ve meyvelerin FM hastaları için iyi geldiği söylenebilir. Muz, elma, portakal, kivi, badem gibi meyvelerin yanı sıra yeşil çay, brokoli, ıspanak, enginar, zeytin yağı gibi gıdaların FM hastaları için pozitif nitelikler taşıdığı bilinmektedir. Ayrıca, FM’de “keten tohumu” ve ” kefir”le yararlı sonuçlar alındığına dair veriler bulunmaktadır. Son zamanlarda, büyük marketlerin raflarında bu gibi gıda desteklerini bulmak mümkün olabilmektedir.
Düzenli olarak su içilmesi FM ile baş etmede çok önemlidir. Her hastaya günde 1.5- 2 lt civarında su içilmesi mutlaka öğütlenmelidir. KALORİ AYARLAMASI kurallarına uymak şarttır. Yemek başına 600, ara öğün başına ise 150 kaloriden fazla alınmamalıdır. Ana öğünler ile ara öğünler arasındaki süre hiçbir zaman 3-4 saatten fazla olmamalıdır.
Yenilen her öğünde protein ve karbonhidratları tam dengesinde alınmalıdır. Vücudun gereksinim duyduğu proteinden daha az veya daha fazlasını tüketmemek gerekmektedir.
Karbonhidrat seçimleri, liften zengin olan sebze ve meyveler arasından yapılmalı ve beslenmede daima daha çok sebzeye yönelinmelidir.
Yağ tercihleri; zeytinyağı ve soya yağı gibi doymamış yağlardan yana yapılmalı ve yağ tüketimi mutlaka sınırlanmalıdır. Kuru yemişler, hamburger, kızartmalar ve kolalı içeceklerden kaçınmak gerekir. Oruç tutar gibi haftada bir defa aç kalmak veya sadece bütün gün şekerli limonata içmek vücutta biriken toksinlerden (DETOKS) arınmayı sağlayabilir.
Dikkat edilirse, bunların hemen tamamı SAĞLIKLI YAŞAMANIN genel kurallarıdır. Çağımızın modern hastalıklarından uzak durmak için doğal gıdalarla dengeli beslenmeli ve fazla kalori alımından süratle uzaklaşılmalıdır.

8- KAPLICA TEDAVİSİNİN YERİ

Fibromiyalji hastalığında kaplıcalar; gerek ortamın değiştirilmesi gerekse suyun sıcaklık, mineral içeriği ve radyoaktivite gibi özellikleri sayesinde olumlu yararlar sağlamaktadır. Suyla yapılan girdap banyoları, tazyikli duşlar bu katkıyı daha da perçinlemektedir. Bu nedenle kış ayları gelip ağrıları yeniden başlayan hastalar ilk fırsatta kaplıcaya gitme özlemi duymaktadırlar.
Kaynak zenginliği yönünden dünyadaki ilk 7 ülke arasında yer alan Türkiye’de 1.300 civarında kaplıca bulunuyor. Ancak bu kaplıcaların sadece yaklaşık 250’sinde tesis vardır. Kaplıcalar, romatizma hastalarının yanı sıra, kent yaşamının sorunlarından uzaklaşmak, doğanın kucağında tatil yapmak isteyenlerin de akımına uğramaktadır.
Kaplıcalarda bazı kurallara uymak gerekir. Buna göre 2 haftadan kısa kalınan kaplıcalardan olumlu etki alınması zorlaşmaktadır. İdeal kaplıca adedi 21 seanstır. İlk haftada hergün tek, ikinci haftada ise günde 2 defa banyo alarak hızlı program yapmak mümkündür.
SPA’ lar bazen şifalı suların olmadığı yerlerde suları ısıtarak veya içerisine çeşitli katkı maddeleri katarak kullanan rahatlatıcı tedavilerdir. Son yıllarda neredeyse yeni açılan tüm otellerde bu birimlere rastlanmaktadır. Genellikle uzak doğu yöntemleriyle desteklenen bu tedavi türüne Wellness uygulamaları denmektedir. FM hastalarında yararlı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.

9- GÜNEŞLENME VE DENİZ TEDAVİLERİ

Güneşlenme sırasında gerek güneşin sıcaklığı gerekse ultraviyole etkisi bir çok hastada uzun süren rahatlıklara yol açmaktadır. Bu etkiyi pekiştirmek için haddinden fazla güneşte kalan çok sayıda FM hastası olduğu görülmektedir. Normal uykuları bozuk bu hastalar güneş altında olduğunda saatlerce derin uyku çekebilmekteler. Güneşlendikleri ve yüzdükleri yazların kışlarında fibromiyaljik hastaların ağrılarında önemli düzelmeler görülmektedir.
Bu uygulamalarda; hem deniz suyunun rahatlatıcı özelliği hem güneşin relaksan etkisi birlikte söz konusudur. Ayrıca, yüzme sırasında sırt, kol ve boyun adaleleri çalıştırılacağı için dinlence amaçlı yapılan bu tatil tam anlamıyla bir tedavi kürü haline dönmektedir.

10- MEDİTASYON

Bu konudaki ayrıntıları ANA MENÜ’de bulabilirsiniz.

11-ALTERNATİF YÖNTEMLER
Fibromiyalji tedavisinde yeni arayışlar çok sayıda kişinin uğraşı alanı olmuştur. İnternet sitelerinde hergün bu konuda yeni çıkmış çeşitli tedavi seçenekleriyle karşılaşabilirsiniz. Fakat bunların büyük bir kısmı henüz pozitif bilim süzgecinden geçememiş öneriler olabilir.
Bu yöntemler sadece fibromiyaljiye özgün değil tüm kronik ağrı çekenler için çözüm önerileri olarak kabul edilmelidir. Çok eski bir yöntem olan akupunkturla başlamak istiyoruz.

Akupunktur: Vücutta bir elektrik enerjisi olup bazı durumlarda bu enerji azalır. Bunun sonucu çeşitli hastalıklıklar ortaya çıkar. Özel akupunktur iğneleri kullanarak bu enerji azlığı veya fazlalığı dengelenebilir. Bazen bu iğneler üzerine elektrik akımları verilerek etkenlik daha da hızlı ve fazla olarak değiştirilebilir.

Hipnoz: Bilinç altına inilerek kişiler üzerinde baskı oluşturan yüklerden kurtulmaya yönelik bir tedavi yöntemidir. Kuşkusuz etkili olabilmek için bu konuda deneyimli kişilere başvurmak gerektiği muhakkakdır.

Thai-Chi: Yavaş çekilmiş bir film görüntülerini andıran gevşetme egzersizleri FM hastalarında yararlı sonuçlar vermektedir. Özellikle Çin’ de sabah erken saatlerde Tai-Chi sporu yapan milyonlarca insan vardır. Bu gibi çalışmalara katılanlarda hem FM’ e oldukça az oranda rastlandığı hem de daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürdürdükleri bildirilmektedir.

Reiki- Shiatzu masajı : Vücutta akupunktur noktalarına benzer noktalar vardır. Bunların üzerine yapılan masaj ve gevşetme teknikleri fibromiyalji hastalarında önemli adale gevşemeleri ve ruhsal rahatlamalar meydana getirebilmektedir.

Refleksoloji : Kişinin kendisini fiziksel ve ruhsal yönden iyi hissetmesini sağlayan bir yöntem olup ayaklara masaja benzer tarzda bazı uygulamaların yapılmasıdır. Denge sağlayıcı olarak da bilinen Refleksoloji, bedenin tüm organları ve sistemlerinin yansıma noktalarının ayaklarda olduğunu kabul eder. Burada bulunan noktaların vücut anatomisinin küçük bir kopyası olduğu prensibine dayanır.
İşte bu refleks noktalarına çeşitli baskı ve ovmalar şeklinde uygulanan bir tedavi yöntemi olan Refleksolojinin; kan dolaşımını hızlandırıcı, sinir sistemini dengeleyici, ağrıyı dindirici, tutuklukları azaltıcı hatta ruhu dinlendirici ve pozitif düşünce uyandırıcı olduğu ileri sürülmektedir.

Masaj: İster hassas FM noktalarına, ister diğer iskelet sistemi bölgelerine yapılacak masaj uygulamaları birçok kişide önemli rahatlamalara yol açabilmektedirler. Kuşkusuz etkin bir sonuç alınması için bilen ellerde ve düzenli aralıklarla yapılması gerekmektedir.

Aromaterapi: Sakinleştirici, canlandırıcı ve tedavi edici özellikleri ile bilinen doğal terapiler arasında en çok bilinenleri arasında yer alan aromaterapi, bazı bitkisel kökenli yağların insanlara sağlık ve güzellik için masaj, kompres, buğu (nefes yolu) veya banyolar aracılığıyla vücuda uygulanmasıdır. Bu yöntemin kökeni, dörtbin yıl öncesine kadar dayanmaktadır.

Kognitif davranış terapisi: FM’ li hastalarında bazen onu psikolojik olarak etkileyecek faktörlerin tek tek sorgulanması ve böylece asıl nedenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu gibi psikiyatrik analizler yapılan hastalar FM’ le daha kolay mücadele edebilmektedirler.

Özel giysi-yatak-yastık kullanılması: İyileştirici etkisi olduğu söylenen bu gibi yöntemler bazı FM hastalarında şikayetleri azaltabilmektedir. Bunun sebebi ya kullanılan kumaşın biyolojik özelliklerinden ya da ağrılı noktalara manyetik bantlar konulmasından kaynaklanabilir. Gece uykusu için Fibromiyalji pijamaları tanıtımı yapan internet sitelerine rastlamak olasıdır.

Mutluluk Terapisi : Seyahatlere çıkılması, hediye alınması veya verilmesi, hoşa giden herhangi bir şeyin yapılmasının bir “tedavi olarak” algılanması tuhaf bir olgudur. Aslında; kendinizi önemli ve iyi hissettirecek herşey bize göre bir tedavidir. Şiddetli ve dayanılmaz ağrıları olan FM hastalarının başka bir şehre veya ülkeye seyahat ettiğinde hatta komşusuna bile gittiğinde rahatladıkları bilinmektedir.
Bu kapsamda alışverişe gittiklerinde, sevdiklerine hediye verdiklerinde, hediye aldıklarında ağrılarının hafiflediği kaydedilmiştir. O halde; yaşamda sizi mutlu edecek şeylere yönelmeli tersine sizi mutsuz ettiğini bildiğiniz şeylerden kaçınmanız gerektiğini söyleyebiliriz.

Sıcak taş tedavisi: Uzakdoğu kaynaklı bir başka uygulama da sıcak taş tedavisidir. Bazı özellikleri olan taşlar ağrılı veya sorunlu olan çeşitli bölgeler üzerine ısıtılarak konulabilmektedir. Bunun etkisi üzerinde uzun süre muhafaza ettiği ısısından mı kaynaklandığı yoksa taşın bileşiminin de burada etkili olup olmadığı henüz bilinmemektedir.

Bazı hormon veya kimyasallar: Büyüme hormonu (growth hormone), Koenzim 10 (Q10), Kolostrumda (annenin ilk sütünde) bulunan bazı maddelerin FM’ de etkin olduğuna yönelik çalışmalar vardır. Bu konuda araştırmalar halen sürdürülmektedir.

Özel apareyler: İnternet aleminde, faydası tartışılmakla beraber zararı şimdilik ortaya çıkarılmamış bir sürü şeyin FM tedavisinde kullanılabildiğini görmekteyiz. Kafaya titreşimler ileten veya sırtüstü yatış sırasında omurgayı aşırı derecede bükerek etkisini gösteren bazı aygıtlarla karşılaşırsanız hayret etmeyin.

Hastalık Seyrinin Değerlendirilmesi

Hastalık seyrinin değerlendirilmesi için; önce hastaların ayrıntılı muayenesi ve ayırıcı tanıları göz önünde tutularak tanı kesinleştirilmelidir. Bundan sonra yapılan tedaviye hastanın vereceği cevapları değerlendirmek amacıyla birtakım izleme kriterleri kullanılır.

Fibromiyaljide hastalık şiddetinin takibinde bazı değerlendirme ve izleme ölçütleri kullanılmaktadır. AIMS, FIQ, QOL, Toronto Aleksitimi ölçeği (TAÖ), Spielberger sürekli kaygı envanteri (SKE) Hamilton ve Beck Depresyon ölçeği bunlara örnektir.
Fibromiyalji ortaya çıktıktan sonra bu hastalığın muhtemel seyri şunlardan biri olabilir.

a) FM tekrarlayan alevlenmeler ve düzelmeler şeklinde devam edebilir. Hasta kah çok iyidir, kah çok kötüdür.
b) Tedaviyle, belirtiler tamamen kaybolmaz, ancak belirtilerin şiddeti oldukça azalır ve ağrıların yeniden başlama aralıkları giderek uzar.
c) Belirtiler giderek artar ve hastanın tahammül sınırlarını zorlamaya başlar.
d) Belirtiler neredeyse tama yakın kaybolur. Nadiren hasta kendini kötü hisseder ve bu sırada başlayan belirtiler çok uzun süreli olmaz.

O halde; burada ilk üç madde kapsamında bulunan hastalar için asıl hedefimiz hastalıklarını tam olarak ortadan kaldıramazsak bile FM ile birlikte yaşamasını öğretmek olmalıdır.